Soykırım silahsız insanlara yapılandır

“Ermeni Soykırımı” Yalanı

Herhangi bir etnik gruba ait olanların, sırf o etnik gruba ait oldukları için öldürülmelerini veya yaşama ve üreme haklarının ellerinden alınmasını ifade eden kelime, Nazi döneminde Almanya’da Yahudilerin toplu olarak öldürülmesinden sonra, Birleşmiş Milletler’in 1948 yılında aldığı bir kararla kullanılmaya başlanan “genosite=soykırım” terimidir.

1970’lerin başından itibaren, bu kelime “1915 Ermeni Tehciri” olayı nedeni ile sözde “Ermeni Soykırımı” nı ifade etmek üzere emperyalist Batı merkezli olarak Türkiye’nin karşısına çıkarılmaktadır. Batı Parlamentoları’na getirilen karar tasarılarında, sözde soykırımın 1915 ile 1923 yılları arasında yapıldığı yazılıp, Kurtuluş Savaşı suçlu, Türkiye’yi paylaşmak için yürütülen emperyalist savaş haklı ilan edilip, Sevr kararları da, uygarlık ve insan hakları amacı ile alınmış kararlar olarak gösterilmektedir. Bu şekilde Cumhuriyetin dayandığı temellerin yıkılması ve Karen Fogg’un deyimi ile “Türk tarihinin hakkından gelinmesi” hedeflenmektedir.

Oysaki 90 yıl önce Ulusal Kurtuluş Savaşında, Rumlar ve Ermeniler İngiliz ve Fransız emperyalistleri ile işbirliği yapmışlar, bilhassa doğuda Çarlık Rusyası koruyuculuğunda Ermeni Taşnak ve Hınçak örgütleri bir Ermeni Devleti kurma hayali ile katliam ve ayaklanmalara girişmişlerdir. Savaş koşullarında hıyanetin cezası her ülkede ölüm olmasına rağmen, Osmanlı Devleti isyancı Ermenileri Halep Vilayetinde sevk ve iskan etmek üzere tehcir kararı almıştır.  Bu olay ve İngilizlerin savaş koşullarında bir propaganda faaliyeti olarak 1916’da yayınladığı, içindeki belge ve bilgilerin tamamen yalan olduğu açığa çıkmış “Mavi Kitap” kullanılarak başlatılan kampanya bugünde yalanların dozu arttırılarak sürdürülmektedir.


Emperyalizm dün Ortadoğu’da İsrail’i, bugün Irak’ta Kürtleri kullandığı gibi, yarında Kafkaslarda Ermenileri kullanacaktır. “sözde ermeni soykırımı” yalanında Ermeniler Batı’yı değil, Emperyalizm Ermenileri kullanmaktadır. Bugün yapılması gereken, “işi tarihçilere bırakmak”, “konuyu uluslar arası platformlara taşımak”, “suçu İttihatçılara ve Osmanlıya yıkıp, Türkiye’nin sorumlu olmadığını söylemek” ve “Mavi Kitap iddialarını çürütmeye çalışmak” değildir. Çünkü Türkiye’yi soykırımla suçlayan emperyalist devletlerin siyasetleri belge ve kanıta değil, dünya çapındaki stratejik çıkarlarına dayanmaktadır. Yapılması gereken; emperyalizmin planlarının farkında olup, kanla kurulan bu ülkeyi, gerekirse silahla savunacağımız güçte olduğumuzu onlara göstermektir.